DP Uysal: Çerçeve yasa, millete ihanettir

(ANKARA)- Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “çerçeve yasa” teklifine ilişkin, “PKK terör örgütünü, iktidar eliyle herhangi bir etnik grubun ‘hamisi’ veya temsili konumuna yerleştirmek, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve milletimize karşı işlenmiş en büyük ihanettir. Devletin kurumları ve milletin iradesi, terör örgütlerinin kuklası haline getirilemez” açıklamasını yaptı.
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “çerçeve yasa” teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Uysal, şunları kaydetti:
“Bugün Türkiye, demokrasi ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek bir süreçle karşı karşıyadır. İçeriği milletvekillerinden ve Aziz Türk Milletinden gizlenen bir ‘çerçeve yasa’, henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine sunulmadan İmralı’nın onayına ‘arz edilmiştir.’ Bu tablo, milli egemenlik ilkesini zedeleyen, Gazi Meclis’i devre dışı bırakan ve millet iradesini gölgeleyen vahim bir anlayışın göstergesidir. AKP-MHP ortaklığının alışık olduğu düzene uygun biçimde Milletimizin vicdanında ve Cumhuriyetin ruhunda kabul bulamayacak her mesele önce tartışmaya açılmakta, sonra yaratılan fiili durum torbalara doldurularak yasalaşmaktadır. Bugün de böyle olmuştur. Bebek Katili’ne ‘statü’ arayışı ‘Çerçeve Yasa’ meclise gelmeden kendisine sunulması ile nihayete ermiş, Milletvekilleri dahi içeriğine vakıf olmamışken Bebek Katili vakıf olmuş, onay vermiş bu hali ile Bebek Katili Öcalan Yasama erkinin bir üyesi haline getirilmiş, hatta bu uygulama ile yasamanın da üzerine çıkarılmıştır.
Bu, bir terör hükümlüsünün, elebaşının Gazi Meclis’in iradesi üzerinde etkili bir siyasi özne haline getirmeye çalışmaktır. Bu, sadece hukuka değil, şehitlerimizin aziz hatırasına ve millet vicdanına da ağır bir saygısızlık, hatta Milletimize ihanettir. PKK terör örgütünün kırk yıldır silahla, bombayla ve kanla başaramadığı siyasi sonuçlar, bugün AKP-MHP ortaklığının yürüttüğü süreçle fiilen hayata geçirilmektedir. Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörle mücadelesini hukuk devleti ilkesi çerçevesinde, insan haklarına saygılı fakat kamu düzeninden asla taviz vermeyen bir anlayışla sürdürmüştür ve sürdürmektedir. Bu mücadele yalnızca bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda anayasal düzenin, toplumsal barışın ve Türk Milleti’nin ortak geleceğinin korunması meselesidir. Buna en başından itibaren itiraz ettiğimizi, ‘komisyon’ toplantılarında, öncesinde ve sonrasında yaptığımız açıklamalarla belirtmiştik, yine üstüne basa basa belirtiyoruz. Milli birlik ve kardeşlik kavramları, silahlı yapıların gölgesinde değil; ortak vatandaşlık bilinci, eşit hak ve sorumluluk anlayışı ve hukukun üstünlüğü zemininde inşa edilir. Devlet ile terör örgütünü aynı düzlemde gösteren ya da dolaylı biçimde muhataplaştıran yaklaşımlar, toplumsal barışa hizmet etmez.
“ETNİK BÖLÜCÜLÜĞÜ DESTEKLEYEN KİM VARSA HER BİRİ İÇİN DEMOKRASİ SADECE BİR SÖYLEMSEL ARAÇTIR”








